YASAK İLİŞKİ Mİ ETİK DEĞİL, BİRİNİ ZORLA İLİŞKİDE TUTMAK MI?

Son zamanlarda “yasak ilişkiler” çok konuşuluyor. Bence bu konuşmalar gerekli; çünkü konu çoğu zaman yüzeysel, öğretilmiş kalıplarla ele alınıyor. Üstelik birçok ilişki koçu profesyonel etik sınırların farkında olmadan “boşan”, “bitir” gibi keskin yönlendirmeler yapabiliyor. Oysa ilişkiler son derece hassas ve çok katmanlıdır.

Benim nişim ilişki koçluğu olmasına rağmen sosyal medyada genelleyici ilişki tavsiyeleri vermemeyi özellikle tercih ediyorum. Çünkü her ilişkinin dinamiği kendine ve taraflara özgüdür; tek bir doğruya indirgenemez. Her ilişki kendi içinde bir sistemdir. Tarafların geçmişi, bağlanma biçimleri, psikolojik yapıları, koşulları ve görünmeyen bağları o ilişkinin doğasını belirler. Bu yüzden tek bir doğru yoktur. Hızlı verilen tavsiyeler çözüm değil daha büyük kaoslar yaratabilir.

Yasak ilişkiler günümüzün gerçeklerinden. Hayatın içinde olan çoğu kişi tarafından “ahlaksızlık” diye sert etiketlenen bir olgu.

Bu konu gündeme gelmişken konuşulmayan bir noktaya değinmek istiyorum;

Kadın ya da erkek fark etmeksizin bazen biri ayrılmak ister ama karşısındaki bırakmaz. Süreç tıkanır, bağ çözülmez ve kişi istemediği halde kendini bir “yasak ilişki”nin içinde bulabilir. Bazen de bu ilişkinin içine tercih ederek girer.

Bu durum her zaman “ahlaki zayıflık” değildir. Bazen çözülememiş bir bağın, bazen taraflardan birinin vazgeçemediği hırsının, bazen duygusal baskının, bazen tehditlerin, bazen de gerçeklikten kopmuş, karşılanamayacak boşanma taleplerinin sonucudur.

Burada asıl sorulması gereken soru şudur:

Gerçekten etik olmayan ne?

Görünen ile gerçekte olan aynı mı?

Bilimsel araştırmalar ve çalışmalar şunu çok net ortaya koyuyor; aldatma çoğu zaman tek başına bir “karakter problemi” değil, bir sonuçtur.

Son yıllardaki araştırmalara göre aldatma;

  • karşılanmamış duygusal ihtiyaçların,
  • düşük ilişki doyumunun,
  • bağlanma problemlerinin,
  • çocuklukta öğrenilmiş ilişki modellerinin bir birleşimi olarak ortaya çıkıyor.

Özellikle erken dönem şemalar üzerine yapılan çalışmalar kişinin ilişkide yaşadığı birçok şeyi çocuklukta öğrendiği bağ kurma biçimiyle tekrar ettiğini gösteriyor. Terk edilme korkusu, değersizlik hissi ya da güvensizlik… Bunlar sadece içsel deneyimler değil aynı zamanda ilişkiyi şekillendiren güçlü dinamikler.

Bir başka deyişle kişi çoğu zaman partnerine değil, kendi içindeki eksik parçaya yöneliyor.

Bağlanamayanlar mı aldatır, yoksa sıkışanlar mı?

Güncel araştırmalar özellikle kaçıngan bağlanma stiline sahip bireylerde aldatma eğiliminin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Çünkü bu kişiler duygusal yakınlık arttıkça bilinçdışı bir şekilde mesafe yaratma ihtiyacı hissediyor.

Yasak ilişkilere bir de şu açıdan bakmak gerekir; bazen mesele bağlanamamak değil, çıkamamaktır.

Bir ilişkiyi bitirmek isteyen ama bitiremeyen birinin yaşadığı psikolojik sıkışmışlık çoğu zaman dışarıdan göründüğünden çok daha yoğundur. Bu noktada “yasak ilişki” bazen bir kaçış değil, bir nefes alma alanı haline gelir.

Bu yönelim doğru mu?
Belki değil.
Ama anlaşılabilir mi?
Bazen evet.

Öğrenilmiş ilişkiler: Aileden gelen miras

Araştırmalar, çocuklukta ebeveyn aldatmasına tanık olan bireylerde aldatma eğiliminin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Çünkü zihin gözlemleyerek öğrenir.

Eğer çocukken gördüğün modelde;

  • bağlar kopmadan devam ediyorsa,
  • ihanet normalleşmişse,
  • sınırlar belirli ya da belirsizse

yetişkinlikte de benzer döngülerin içinde kalma olasılığın artar.

Yani bazı insanlar aldatmayı öğrenir.

Modern ilişkilerde gri alanlarMikro Aldatma

Bugün artık aldatma sadece fiziksel değil. “Mikro aldatma” olarak adlandırılan;

  • gizli mesajlaşmalar
  • duygusal yakınlaşmalar
  • flörtöz iletişimler

gibi durumlar da ilişkide “ihlal” olarak değerlendiriliyor.

Peki ama bir insan zaten duygusal olarak yalnız bırakılmışsa gerçekten neyi ihlal ediyor?

Toplum genellikle sonucu yargılar. “Aldattı” der ve noktayı koyar, sürece bakmaz.

Bazı ilişkiler dışarıdan göründüğü gibi “devam eden” değil bitmesine izin verilmeyen ilişkilerdir.

Kişi ayrılmak ister… Defalarca konuşur, anlatır, uzaklaşır… Ama karşı taraf bırakmaz. Süreç tıkanır, bağ çözülmez.

Böyle durumlarda insan kendini istemediği halde bir “yasak ilişkinin” içinde bulabilir. Bu her zaman keyfi bir tercih değildir.

İlişkiler, dışarıdan bakıldığında göründüğünden çok daha karmaşıktır. İlişkiyi sürdüren şey her zaman sevgi değildir.

Bazen kontrol,
bazen korku,
bazen yetersizlik,
bazen de bırakmayı becerememektir.
Bazen çözülememiş bir bağın,
bazen taraflardan birinin vazgeçemediği hırsının,
bazen duygusal baskının,
bazen tehditlerin,
bazen de gerçeklikten kopmuş taleplerin sonucudur.

Daha derine indiğimizde bazı ilişkilerin sadece ekonomik ve yapısal bağlarla da sürdüğünü görürüz. Ekonomik bağımlılık, sosyal baskılar, güvenli bir çıkış yolunun olmaması ya da destek eksikliği ayrılmayı sadece zor değil bazen neredeyse imkânsız hale getirebilir. Rusbult’un İlişkisel Yatırım Modeli, insanların bir ilişkide sadece mutlu oldukları için kalmadığını ortaya koyar. Finansal bağımlılık üzerine yapılan çalışmalar bireyin ilişkiyi bitirme kapasitesinin sadece duygusal değil maddi koşullarla da doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.

Bazı insanlar gerçekten bağ kurmaz, bağ kuruyormuş gibi tutar.

Karşısındaki insan gitmek istese bile onu duygusal, psikolojik ya da koşullarla bağlı tutmaya devam eder. Bu da ilişkiyi bir seçim olmaktan çıkarır, bir sıkışmışlığa dönüştürür.

Tam bu noktada dışarıdan “aldatma” olarak görülen şey içeride çoğu zaman bir çıkış arayışı haline gelir.

Çıkış kapısı kapalıysa insan duvarı deler.

Aldatma doğru değildir. Ama her zaman basit de değildir.

Bu konuyu anlamadan yargılamak insan davranışını tek boyuta indirgemektir.

İlişkilerde gördüğümüz birçok şey derindeki ihtiyaçların, korkuların ve öğrenilmiş kalıpların yansımasıdır.

Belki de sorulan soru eksiktir;

İnsanlar neden aldatıyor sorusunun yanında neden ilişkiden çıkamıyor? sorusunu da sormak gerekir.

Bu yazı hiçbir davranışı meşrulaştırmak için değil yüzeyde görünenin ötesine de bakabilmek için yazıldı. Çünkü bir davranışı anlamadan yargılamak kolaydır. O davranışı ortaya çıkaran dinamikleri de görmek farkındalığı başlatır.

Kaynaklar

  • DergiPark (2024). Aldatma Eğilimi, Erken Dönem Şemalar ve İlişki Doyumu Üzerine İnceleme
  • ResearchGate (2020). Aldatma Eğilimi Sebepleri Ölçeği
  • ResearchGate (2024). Mikro Aldatma ve Romantik İlişkilerde Sınırlar
  • Pamukkale Üniversitesi (2025). Dark Triad Kişilik Özellikleri ve Aldatma Eğilimi Araştırması
  • RestProperty Research (2025). Infidelity Drivers: Psychological Causes in Turkish Sample
  • Rusbult, C. E. – İlişkisel Yatırım Modeli (Investment Model of Commitment)
  • Cantarella, I. A. ve ark. (2023) – Fear of Being Single ölçeği çalışması
  • Spielmann, S. S. ve ilgili çalışmalar – Yalnız kalma korkusu ve ilişki kalitesi
  • Johnson, L. ve ark. (2022) – Ekonomik istismar ve etkileri
  • Lin, H. F. ve ark. (2022) – Ekonomik istismar ve finansal zorlanma ilişkisi
  • Stulz, V. ve ark. (2024) – Şiddetten kaçan kadınların güvenli barınma süreçleri

Sevgiler,
Ayça Akın
aycaakin.com | mindform.com.tr