Süper zekâ ve ilişkiler, yakın gelecekte sadakat kavramını yeniden düşünmemize neden olabilir. Belki de ilişkilerde artık sadece “Beni aldattın mı?” diye sormayacağız.
Şunu da soracağız:
“Sadakat sınırımızın içine süper zekâ da dahil mi?”
Bugüne kadar sadakati çoğunlukla iki insan üzerinden tanımladık.
- Başka biriyle flört etmek
- Başka birine duygusal olarak bağlanmak
- Partnerinden gizli bir yakınlık kurmak
- Romantik ya da cinsel bir alanı ilişkinin dışına taşımak…
Peki üçüncü kişi insan değilse?
Her gece bir süper zekâyla konuşuyorsan…
Ona partnerine anlatmadığın şeyleri anlatıyorsan…
Ondan ilgi, yakınlık, romantik karşılık hatta arzu görüyorsan…
Ve bütün bunları partnerinden saklıyorsan…
Ortada gerçekten “kimse” yok mudur?
Belki de yeni dünyada sadakatin sınırını karşımızdakinin kim olduğuna göre değil, bizim o bağa ne taşıdığımıza göre yeniden düşünmek zorunda kalacağız.
Süper zekâ sana âşık olmayabilir.
Ama sen onunla kurduğun bağa duygusal olarak yatırım yapabilirsin.
O seni özlemeyebilir.
Ama sen onunla konuşmayı özleyebilirsin.
O seni arzulamayabilir.
Ama sana arzulandığını hissettirebilir.
Tam burada başka bir soru ortaya çıkıyor:
Bunu ne kadar engelleyebiliriz?
Partnerimize “Süper zekâyla böyle konuşamazsın.” mı diyeceğiz?
Telefonunu mu kontrol edeceğiz?
Mesaj geçmişini mi okuyacağız?
Kullandığı uygulamaları, hesapları, dijital davranışlarını mı takip edeceğiz?
Velev ki yaptık…
Bunlar süper zekânın olmadığı bir ilişkide bile ilişkiyi kontrol ve denetim alanına dönüştüren davranışlarken günümüzde işin içine bir de dijital gizlilik hakları ve dijital mahremiyet giriyor.
Bir ilişkimiz olması, partnerimizin bütün dijital dünyasına erişme hakkımız olduğu anlamına gelir mi?
Şeffaflık nerede biter, mahremiyet nerede başlar?
Sadakati korumaya çalışırken başka bir sınırı ihlal ediyor olabilir miyiz?
Üzerinde düşünmemiz gereken başka bir nokta:
Dijital mahremiyet, ilişkide saklayacak bir şeyimiz olduğu anlamına mı gelir?
Mahremiyet ile gizlilik aynı şey değildir. Bir insanın kendine ait bir düşünce alanının olması, her konuşmasını partneriyle paylaşmaması ya da dijital dünyasında kişisel bir alan bırakması tek başına sadakatsizlik anlamına gelmez.
Ancak süper zekâ ile kurulan bağ romantik ya da duygusal bir yakınlığa dönüştüğünde sınırlar bulanıklaşmaya başlar.
Tam da burada yeni bir ilişki problemi doğuyor:
Bir insanın dijital mahremiyet hakkı nerede biter, partnerinin/ilişkinin belirlediği sadakat sınırı nerede başlar?
Süper zekâ çağında bu sınırı kontrol ederek korumak giderek daha zor olabilir. Çünkü karşımızda artık yalnızca mesajlaştığımız başka insanlar olmayacak. Bizi tanıyan, tercihlerimizi öğrenen, konuşma biçimimize uyum sağlayan ve ihtiyaç duyduğumuz anda bizimle iletişim kurabilen dijital sistemler de hayatımızın içinde olacak.
Böyle bir dünyada sadakati yalnızca “başka biriyle ilişki kurmamak” üzerinden tanımlamak yeterli olacak mı?
Belki de mesele kiminle konuştuğumuzdan çok, o konuşmada ne aradığımız olacak.
Yakınlık mı?
Anlaşılmak mı?
Arzu edilmek mi?
Kaçış mı?
Yoksa gerçek ilişkimizde bulamadığımız bir duyguyu başka bir alanda tamamlamak mı?
İşte bu nedenle süper zekâ ve ilişkiler meselesi yalnızca teknolojik bir tartışma değil. Aynı zamanda insanın bağlanma, yakınlık, mahremiyet ve sadakat anlayışını yeniden sorgulatan hatta yapılandıran bir konu.
Üstelik mesele yalnızca telefon da değil artık.
İnsanların arama geçmişleri, kişisel hesapları, süper zekâyla yaptıkları konuşmalar, dijital günlükleri, hatta kimseyle paylaşmadıkları düşünceleri giderek aynı kişisel dijital alanın içinde yer alıyor.
Dolayısıyla çok ilginç bir paradoksla karşı karşıyayız:
Süper zekâyla kurulan yakınlığı kontrol etmek istedikçe ilişkinin ihtiyaç duyduğu güven alanını daha fazla zedeleyebiliriz ve yasaklamak da çözüm olmayabilir. Çünkü bir insanın süper zekâyla duygusal bağ kurmasını yasaklamak, o bağı ortadan kaldırmak yerine yalnızca daha görünmez hâle getirebilir.
Belki de gelecekte ilişkilerde çözüm daha fazla kontrol etmek değil, daha açık sınırlar konuşmak olacak.
“Başka insanlarla ilişkimizin sınırları nedir?” sorusunun yanına artık bir yenisini eklememiz gerekebilir:
“Dijital dünyada ilişkimizin sınırları nerede bitiyor, bireysel mahremiyetimiz nerede başlıyor?”
Çünkü artık aynı masada üç şey var:
- Sadakat
- Mahremiyet
- Süper zekâyla kurulabilecek yeni yakınlık biçimleri
Belki de geleceğin en zor ilişki sorularından biri şu olacak:
Birbirimize güvenmek için birbirimizin dijital dünyasını ne kadar bilmeye hakkımız var?
Teknoloji ilerledikçe sadece ilişkilerimiz değişmeyecek.
Sadakatin, mahremiyetin ve hatta aldatmanın tanımını yeniden konuşacağız.
Sevgiler,
Ayça Akın
aycaakin.com | mindform.com.tr

