OTOİMMÜN-ROMATİZMAL SÜREÇLERDE EKSİK PARÇA: ZİHİN

Gluteni kestik. Peki ya zihin?

40 yıldır otoimmün-romatizmal bir sağlık süreciyle yaşayan ve bu süreçte birçok komplikasyonu da deneyimlemiş biri olarak söylüyorum: değiştirilmesi gereken yalnızca tabağımızdakiler değil, zihnimizde taşıdıklarımızda değiştirilmeli.

Otoimmün-romatizmal bir tablo söz konusu olduğunda önerilerin önemli bir bölümü beslenme ve egzersiz üzerinden geliyor:

“Gluteni kes.”
“Şekeri bırak.”
“Paketli gıdalardan uzak dur.”
“İnflamasyonu artıran gıdaları çıkar.”
“Spor yap.”

Beslenme önemlidir. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları önemlidir. Tıbbi tedavi, hekim takibi ve uygun fiziksel aktivite önemlidir.

Ama bütün bunların yanında başka bir alanı daha konuşmamız gerekiyor: Zihin

Çünkü insan yalnızca yediklerinden oluşmuyor. Düşünen, hisseden, korkan, anlamlandıran, geçmiş deneyimlerini taşıyan ve bütün bunların içinde kronik bir yol arkadaşına sahip olanlar yıllarca kronik bir sağlık sürecini yönetmeye çalışan bir zihne de sahip.

Bilimsel yaklaşım da romatizmal tabloları yalnızca fiziksel belirtiler üzerinden değerlendirmiyor. Biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin birlikte ele alınması, bütüncül yönetimin önemli bir parçası olarak görülüyor.

EULAR’ın romatizmal ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarında beslenme üzerine gerçekleştirdiği kapsamlı sistematik incelemede 24 sistematik derleme ve 150 çalışma değerlendirilmiştir. Bazı beslenme bileşenleri için küçük yararlar görülmekle birlikte, tek tek diyet müdahalelerinin sonuçlarda büyük ve klinik açıdan anlamlı etkiler oluşturduğuna ilişkin güçlü kanıtların sınırlı olduğu bildirilmiştir.

Bu, “Beslenme önemsizdir” demek değildir.

Tam tersine:

Beslenme önemlidir ama bütün hikâye değildir.

Peki zihni neden bu hikâyenin dışında bırakıyoruz?

Otoimmün-romatizmal süreçlerde zihin, nöroplastisite ve zihinsel dönüşüm – Ayça Akın

Ağrı bazen yalnızca ağrı olarak kalmıyor. Arkasından düşünceler geliyor:

“Yine mi başlıyor?”
“Daha kötüye mi gidiyorum?”
“Bunu yaparsam ağrım artar mı?”
“Bundan sonra hayatım hep böyle mi olacak?”
“Bedenime artık güvenemiyorum.”

Bir süre sonra insan yalnızca fiziksel belirtilerle değil, o belirtilerin zihinde oluşturduğu korkular, beklentiler, anlamlar ve düşünce kalıplarıyla da yaşamaya başlıyor.

Benim zihin dönüşümü derken sözünü ettiğim alanlardan biri tam olarak burası.

Zihin dönüşümü, “Olumlu düşün, her şey geçsin” demek değildir. Tıbbi tedavinin alternatifi de değildir.

Zihin dönüşümü; otomatik düşünceleri fark etmek, felaketleştirmeyi sorgulamak, stres karşısındaki tepkileri daha iyi düzenlemek, düşünce-duygu-davranış ilişkisini görebilmek, özgüveni geliştirmek ve yaşanan sağlık durumunu bütün kimliğin merkezine yerleştirmeden yaşamayı öğrenmektir.

EULAR’ın inflamatuvar artritlerde öz-yönetim önerileri, bireylerin yalnızca tedavinin pasif alıcısı olmalarını değil, kendi bakım süreçlerinin aktif bir parçası haline gelmelerini destekliyor. Problem çözme, hedef belirleme ve uygun kişilerde bilişsel davranışçı terapi gibi yöntemlerin rutin klinik bakım içerisinde değerlendirilmesi öneriliyor.

NICE’ın romatoid artrit rehberinde de bu süreçle yaşamaya uyum sağlamaya yardımcı olmak amacıyla gevşeme, stres yönetimi ve olumsuz düşünceleri yönetmeye yönelik bilişsel başa çıkma becerileri gibi psikolojik müdahaleler yer alıyor.

Yani bilim bize:

“Zihnini değiştir, otoimmün süreç ortadan kalksın.” demiyor. Ama: “Zihnin önemsiz, yalnızca ne yediğine bak.” da demiyor.

Üç yaşında JRA tanısı almış, 40 yıldır otoimmün-romatizmal bir süreçle yaşayan ve bu uzun yolculukta birçok komplikasyonu da deneyimlemiş biri olarak bu konuyu yalnızca okuduğum araştırmalardan bilmiyorum.

Yıllar içerisinde fiziksel belirtileri, ağrıyı, ağır atakları, belirsizliği, kısıtlanmayı ve bütün bunların zihinde oluşturabileceği yükü de deneyimledim.

Kendi hayatımda zihin dönüşümü çalışmalarına başladıktan sonra fark ettiğim en önemli şeylerden biri şuydu:

Bedenimde yaşadığım gerçeklikle, onun zihnimde kapladığı alan aynı şey değildi.

Benim için dönüşüm gerçeği inkâr etmek değildi. Tedaviyi bırakmak değildi. “Ağrım yok” diyerek ağrıyı bastırmak hiç değildi.

Her ağrının, atağın, klinik sürecin ardından zihnimde oluşan senaryoları fark etmekti.
Bedenimle savaşmak yerine onunla kurduğum ilişkiyi değiştirmekti.
Kontrol edemediğim şeylerle sürekli mücadele etmek yerine kontrol edebildiğim alanlara yönelmekti.
Korkunun oluşturduğu senaryolarla gerçeği birbirinden ayırabilmekti.
Düşünce ile düşünmenin farkını görmekti.

En önemlisi de kendimi yalnızca bir “hasta” kimliğiyle tanımlamamayı öğrenmekti.

NÖROPLASTİSİTEYİ ÖĞRENMEK BENİM İÇİN ÖNEMLİ BİR KIRILMA NOKTASIYDI

Beynin yaşam boyunca deneyim, öğrenme ve tekrarla değişebilme kapasitesine sahip olduğunu öğrendikçe kullandığım kelimelerin, tekrar ettiğim düşüncelerin ve kendime verdiğim tanımların önemine de başka bir gözle bakmaya başladım.

Çünkü yıllarca tekrar ettiğimiz ifadeler zamanla yalnızca bir durumu tarif etmekten çıkıp kendimizi nasıl gördüğümüzün bir parçasına dönüşüyor.

“Ben hastayım.”
“Bedenim bana karşı.”
“Ben bunu yapamam.”
“Hayatım artık böyle.”
“Benden bir şey olmaz.”
vb.

Benim için zihin dönüşümünün önemli bir parçası bu tanımları fark etmek ve yeniden değerlendirmek oldu.

“Ben hastayım” yerine:
“Bir yol arkadaşıyla yaşıyorum.”

“Bedenim bana karşı” yerine:
“Bedenimin şu anda desteğe ihtiyacı var.”

“Ben bunu yapamam” yerine:
“Bugünkü koşullarım içinde ne yapabilirim?”

“Hayatım artık böyle” yerine:
“Bugünkü durumum geleceğimin tamamını tanımlamak zorunda değil.”

Bu, yalnızca kelimeleri değiştirmek değildir. Kendimiz, bedenimiz ve yaşadıklarımız hakkında zihnimizde oluşturduğumuz anlamları fark etmek ve gerektiğinde yeniden yapılandırmaktır.

Elbette nöroplastisite, kullandığımız bir kelimenin tek başına biyolojik bir rahatsızlığı oluşturduğu ya da ortadan kaldırdığı anlamına gelmez. Ancak beynin deneyim ve öğrenmeye bağlı olarak değişebilme kapasitesini bilmek, tekrar ettiğimiz düşünce kalıplarına ve kendimize verdiğimiz tanımlara daha bilinçli yaklaşabilmemiz açısından çok önemlidir.

Nöroplastisite bana beynin değişmez olmadığını öğretti. Zihin dönüşümü ise bana her düşüncenin gerçek, her tanımın kimlik ve geçmişte öğrendiğim her zihinsel kalıbın geleceğimin değişmez senaryosu olmak zorunda olmadığını gösterdi.

Belki de en önemlisi:

Yaşadığım sağlık durumu benim bir parçam olabilir; ama kim olduğumun tamamı olmak zorunda değil.

Ben bu dönüşümün kendi hayatımdaki karşılığını deneyimledim. Fakat kişisel deneyimimi hiçbir zaman “Zihin dönüşümü otoimmün-romatizmal süreçleri tedavi eder” şeklinde bir iddiaya dönüştürmüyorum.

Benim söylediğim başka bir şey:

Tıbbi olarak bedeni desteklerken; o bedenle bir ömür yaşayacak zihni de desteklemek gerekiyor.

Bu yüzden otoimmün-romatizmal-kronik süreçlerle yaşayan insanlara yalnızca yeni bir yasaklar ya da yapılsa iyi olur listesi vermenin yeterli olmadığını düşünüyorum.

Gluteni kesmeniz gerekiyorsa, takviye gerekiyorsa bunu kişisel tıbbi durumunuza göre hekiminiz ve diyetisyeninizle değerlendirin.
Paketli gıdalardan uzak durun.
Dengeli beslenin.
Bol su için.
Hareket kapasiteniz doğrultusunda hareket edin.
Tedavinizi ve doktor kontrollerinizi asla aksatmayın.

Ama zihninizi de bu sürecin dışında bırakmayın.

Çünkü bazen üzerinde çalışılması gereken yalnızca tabağınızdakiler değildir.

Yıllardır tekrarladığınız “Ben hastayım” tanımı olabilir.
Her ağrının ardından başlayan felaket senaryoları olabilir.
Bedeninize duyduğunuz öfke olabilir.
Geleceğe ilişkin korkularınız olabilir.
Kontrol edemediğiniz şeylerle verdiğiniz bitmeyen zihinsel mücadele olabilir.

Ya da yaşadığınız sürecin yıllar içinde size kim olduğunuzu unutturmuş olması olabilir.

Bedeni desteklerken zihni ihmal etmeyin.

Çünkü uzun süreli bir sağlık süreciyle yaşarken mesele yalnızca: “Ne yemeliyim, ne yememeliyim?” değildir.

Belki de sormamız gereken bir soru daha vardır:

“Bütün bunları yaşarken zihnimde neyi dönüştürmem gerekiyor?”

40 yıllık deneyimimden sonra benim için zihin dönüşümü bu soruya verdiğim en önemli cevaplardan biri oldu.

Bazen dönüşüm tabağımızdan bir şey çıkarmakla değil; zihnimizde yıllardır taşıdığımız bir şeyi değiştirmekle başlar.

Bu arada; küçük bir zihin oyunu yaptım. Bu yazı boyunca “hastalık” kelimesini neredeyse hiç kullanmadığımı fark ettiniz mi?

Tesadüf değil.

Zihin kelimelerle anlam yaratıyor. Ben kendimi bir tanıyla değil, hayatla tanımlamayı tercih ediyorum.

Hayatımızın her alanında dönüşüm bazen tam da burada başlıyor;

Kullandığımız kelimeleri değiştirdiğimiz yerde. 🙂


1. Nikiphorou E., Santos E.J.F., Marques A. ve ark. (2021)
Makale: 2021 EULAR Recommendations for the Implementation of Self-Management Strategies in Patients with Inflammatory Arthritis
Yayınlandığı yer: Annals of the Rheumatic Diseases – BMJ

İnflamatuvar artritlerde öz-yönetimin önemini ele alan EULAR önerileridir. Problem çözme, hedef belirleme ve uygun kişilerde bilişsel davranışçı terapi gibi müdahalelerin klinik bakım içinde değerlendirilmesini desteklemektedir.

2. Marques A., Santos E.J.F., Nikiphorou E. ve ark. (2021)
Makale: Effectiveness of Self-Management Interventions in Inflammatory Arthritis: A Systematic Review Informing the 2021 EULAR Recommendations for the Implementation of Self-Management Strategies in Patients with Inflammatory Arthritis
Yayınlandığı yer: RMD Open – BMJ

Hasta eğitimi, problem çözme, hedef belirleme, bilişsel davranışçı terapi, psikososyal müdahaleler ve fiziksel aktivite gibi öz-yönetim uygulamalarının inflamatuvar artritteki etkilerini değerlendiren sistematik derlemedir.

3. Gwinnutt J.M., Wieczorek M., Rodríguez-Carrio J. ve ark. (2022)
Makale: Effects of Diet on the Outcomes of Rheumatic and Musculoskeletal Diseases (RMDs): Systematic Review and Meta-Analyses Informing the 2021 EULAR Recommendations for Lifestyle Improvements in People with RMDs
Yayınlandığı yer: RMD Open – BMJ

Romatizmal ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarında beslenme müdahalelerini değerlendiren kapsamlı sistematik derleme ve meta-analizdir.

4. NICE – National Institute for Health and Care Excellence
Klinik Rehber: Rheumatoid Arthritis in Adults: Management – NG100
Yayınlandığı yer: National Institute for Health and Care Excellence (NICE), Birleşik Krallık

Romatoid artritte tıbbi yönetimin yanı sıra süreçle yaşamaya uyum sağlamaya yardımcı olmak amacıyla gevşeme, stres yönetimi ve olumsuz düşünceleri yönetmeye yönelik bilişsel başa çıkma becerileri gibi psikolojik müdahaleleri ele almaktadır.

5. Geenen R., Overman C.L., Christensen R. ve ark. (2018)
Makale: EULAR Recommendations for the Health Professional’s Approach to Pain Management in Inflammatory Arthritis and Osteoarthritis
Yayınlandığı yer: Annals of the Rheumatic Diseases – BMJ

İnflamatuvar artritlerde ağrı yönetimini yalnızca biyolojik süreçlerle sınırlamayan; psikolojik ve sosyal faktörlerin de değerlendirilmesini içeren bütüncül yaklaşımı destekleyen EULAR önerileridir.

6. Kolb B., Gibb R. (2011)
Makale: Brain Plasticity and Behaviour in the Developing Brain
Yayınlandığı yer: Journal of the Canadian Academy of Child and Adolescent Psychiatry

Beynin deneyimler ve çevresel etkiler doğrultusunda yapısal ve işlevsel değişim kapasitesini ele alan nöroplastisite çalışmalarından biridir.