Son görülmeni kapat.
Okundu bilgisini kapat.
Çevrimiçi olduğunu gizle.
Sonra da rahatça söyle:
“Görmedim.”
“Okumadım.”
“Telefona bakmadım.”
“Müsait değildim.” vb.
Ya da hiçbir dönüş yapma.
Peki kim kimi kandırıyor?
Telefonun hayatımızın merkezinde olduğu bir çağda insanlar çoğu zaman mesajın görülüp görülmediğini anlayabiliyor.
Mesele anında cevap vermek değil. Kimse kimseye 7/24 ulaşılabilir olmak zorundasın demiyor. Buna mecburiyeti de yok.
Mesele, cevap vermemeyi seçtiğin halde bunun sorumluluğunu almak yerine gizliliğin arkasına saklanıp bahane üretmek.
Karşındaki insanı aptal yerine koyduğunu sanacak ucuz akıl oyunlarına, palavralara ihtiyacın varsa sorun mavi tik değildir.
Sorun, dürüstlüğün yerine bahaneyi seçmektir.
Mahremiyet başka şeydir, gizlilik başka. İletişimde dürüstlük ise bambaşka bir şey.
“Şu an müsait değilim, döneceğim.” diyebilirsin.
“Dönemedim, çünkü…” diyebilirsin.
“Şu an konuşmak istemiyorum.” diyebilirsin.
Gerçek sınır bunlardır. Üstelik dürüst sınırlardır.
Gizlilikle zorla saygı elde edilmez, sınır da çizilmez. Gerçek sınır görünmez olmak değil; gerektiğinde açıkça söylemektir.
Sanılanın aksine insanlar çoğu zaman gizliliğe değil, şeffaflığa doğal bir saygı duyar. Çünkü şeffaflık belirsizliği azaltır, söz ve davranış arasındaki tutarlılık ise güven yaratır. Nerede durduğunu açıkça ifade eden, sınırlarını bahanelerle değil doğrudan iletişimle ortaya koyan insan karşısındakini niyet okumaya zorlamaz. Açıklık ve tutarlılık; sınırları daha anlaşılır, saygı duyulur hale getirir.
Şeffaflığı, dürüstlüğü ve nihayetinde ilişkileri aşındıracak boyuta ulaşan bir gizlilik anlayışının savunması ise çoğunlukla aynı:
“Ama insanlar çok hadsiz, anlamıyorlar.”
Evet, hadsiz insanlar olabilir. Israrlı taciz, tehdit veya huzuru, güvenliği riske atan bir durum varsa elbette iletişimi tamamen kesmek, gerekli gizlilik önlemlerini almak gerekir.
Ama olağan insan ilişkilerindeki iletişimsizliği bununla gerekçelendirmek başka bir şey. Çünkü bir yerden sonra mesele mavi tik olmaktan çıkıyor, iletişim karakterine dönüşüyor.
İnsanlar zamanla bir şeyleri bırakıyor.
Önce güvenini kaybediyor.
Sonra saygısını.
En sonunda seni kale almamaya başlıyor.
Çünkü şunu düşünüyor:
“Bu insanla sağlıklı iletişim kurulur mu? Söylediklerinde ne kadar samimi?”
İlişkileri her zaman büyük kavgalar bitirmez.
Sürekli üretilen küçük bahaneler, görmezden gelişler ve karşındakini aptal yerine koyduğunu sanan o küçük “kurnazlıklar” bitirir.
Mahremiyet haktır.
Müsait olmamak haktır.
Cevap vermek istememek bile haktır.
Ama bunların hiçbiri dürüst olmamanın bahanesi değildir.
Saygı, kendini görünmez yaparak kazanılmaz.
Sınır, saklanarak çizilmez.
Güven ise bahaneyle ya da dayatmayla değil, şeffaflıkla kurulur.
Ben şeffaflığı seviyorum. Saklayacak, kaçacak ya da bahanelerin arkasına sığınacak bir şeyin olmadığında görünmez olmaya ihtiyaç duymuyorsun. Açık olmanın rahatlığı saklanmanın yarattığı yükten daha lezzetli. Açık olmanın verdiği içsel rahatlık zihinsel yükü hafifleten, insanı ruhsal olarak da özgürleştiren bambaşka bir özgürlük.
Sevgiler,
Ayça Akın
aycaakin.com | mindform.com.tr
