YA BEDELİNİ ARTTIRIRSIN YA DA ÇÖPE ATILIRSIN

Kintsukuroi, duydunuz mu bilmiyorum. Ben çok gördüm ama adını bilmiyordum, son zamanlarda çok çıkmaya başladı karşıma. İçsel dünyamın dengesinin bozulduğu, “acaba”larıma cevap aradığım bir dönemde sıklıkla karşıma çıkması nedensiz değil bana göre. Çekim yasası yine muhteşem işliyor, evren yine işaretlerini göndererek benimle konuşuyor. İşaretleri takip etmeyi ve ne demek istediklerini anlamaya çalışmayı seviyorum, takip ettim ve şu an bu yazımı yazıyorum.

Kintsukuroi, yüzlerce yıldır devam eden Japonlara ait bir sanat. Seramiklere ugulanıyor genelde. Kırılan, kötü görünümlü yerin altın tozu, gümüş tozu gibi göz alıcı malzemelerle doldurup hatta istenilen şeklin verilip verniklenerek yeniden onarılıp daha estetik şekilde tekrar kullanılabilir hale getirildiği bir sanat. Yeniden şekillendirilen bu seramiklerin bedeli kırılmadan önceki bedelinden çok daha fazla.

Kırılan kalplerimiz, hiçe sayılan duygularımız, görmezden gelinen hayallerimiz, karşılanmayan beklentilerimiz, kullanıldığını düşündüğümüz bedenlerimiz, ceplerimiz…

Kaçımız “tatsız”, ”acı”, ”üzücü” diye adlandırdığımız yaşanmışlıklarımızın ardından Kintsukuroi uyguluyor kendine?

Kaçımız kırık kalbinin, hiçe sayılan duygularının, görmezden gelinen hayallerinin, karşılanmayan beklentilerinin, kullanıldığını düşündüğü bedeninin, cebinin aslında tamir edildiğinde göz alıcı olduğunu farkında?

Birçok kimse değil çünkü birçok kimse kırığı görmeyi, mağduru oynamayı daha çok tercih ediyor.

Öğretilmişlikleriyle yol alıp kendine, ilişkilerine, hayatına zarar vermeyi, kısıtlanmış bir hayat yaşamayı tercih ediyor.

Affetmiyor, affederse karşı tarafa yüz vermiş olacağını düşünüyor.

Şeffaf ve geçirgen olmak yerine kendini korumak adına kalın derili olmayı tercih ediyor.

Güvenmek yerine güvenmemeyi, unutmak yerine hafızasında tutup yük etmeyi tercih ediyor.

Şeffaflık…İyi, kötü olanın olmasına, olup da geçip gitmesine izin vermek.

Ama tutunmak istiyor insan kendini korumak adına kötüye, kırık olana hatta kırana. Saklıyor kırık kalbini daha da kırılmasın diye.

Bilmiyor kırılan kalp, hata yapmış akıl, kullanılmış beden ya da cep yeniden onarıldığında ne kadar da değerlidir.

Olgunlaşmıştır, öğrenmiştir, büyümüştür, daha bilinçlidir, daha farkındadır. Bu farkındalıkla daha güzele daha doyumluya yol alır.

Bu yüzden pahalıdır kırılmış kalplerin, incitilmiş, eksik bırakılmış insanların bedeli.  

Mesele neyi seçtiğin.

Ya kırık yanlarına yeniden şekil verip “ben çok şey öğrendim” diyerek kazandığın farkındalıklarla hem değerini, bedelini hem de yaşam kaliteni arttırırsın ya da kırıklarına sahip çıkıp kırık eşyalar gibi kendini rafa kaldırır veya çöpe atılırsın.

Sevgiler,
Ayça Akın
Instagram : aycakn
Twitter : aycakn